« Önceki | Sonraki »

12/5/2009

RONİ MARGULİES VE MALCOLM X'İN MİRASI

Fatih Mutlu'nun  24 Şubat'ta yayımlanan “Lütfen "Shorty", Bir Film Daha!” başlıklı yazısını okuduktan sonra aklıma Roni Margulies'in bu filmin ortaya çıkardığı tartışmalardan hareketle kaleme aldığı Malcolm X yazısı geldi.

 

Önce İstanbullu, devrimci, şair, tercüman Roni Margulies'ten söz edeceğim…5/5/55 doğumlu. Robert Kolej'i bitirdi. Sonra İngiltere'de üniversiteye gitti. Uzun süre orada yaşadı, iktisat doktoru oldu, ama hiç iktisatçılık yapmadı. Daha güzel bir dünya istediği için, üniversite yıllarından beri örgütlü sosyalist. Dünyanın en iyi şairi olmak istiyor, ama bunun için geç kaldığını düşünüyor. Edebiyat, hayat ve siyaset noktasında postmodern kabızlıklardan oldukça uzak…

 

Bugüne kadar Margulies'in, yazdıkları,  radyoda, televizyonda, toplantılarda konuştukları, genellikle İsrail hakkında, Siyonizm hakkında oldu. Bundan dolayı onun İsrail'in siyaseti, Filistinlilere yaptıkları hakkındaki analizleri bu meselelerle ilgilenen hemen  herkesin dikkatini çeker. Çünkü hem Siyonizm hakkında, hem İsrail devletinin somut siyasetleri hakkında en acımasız ve temelli  eleştirilerin pek çoğunda onun imzası vardır. Hatta Hamas'ı kusursuz biçimde savunma görevini çoğu kimseden daha iyi yaptığı bile söylenebilir. Bunun nedeni ise oldukça açık. Çünkü ona göre “mücadele, emperyalizm ile emperyalizme karşı direnenlerin mücadelesi. Dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda yönetmeye çalışanlarla, başka bir dünya, eşitliğin ve adaletin hüküm sürdüğü bir dünya özleyenlerin mücadelesi.”

 

Roni Margulies'in 1980'li ve 90'lı yıllarda yazılan şiirin genel özelliklerini polemikli bir dille anlatan şiir yazıları yanında Yahudiliğe ve kimlik politikalarına ilişkin denemeleri ve siyaset yazılarını toplayan Şiir Yahudilik Vesaire kitabı Margulies'in dünyaya bakışını ortaya koyan bir eser. Margulies'in kitabında  yer alan  ve polemik bağlamında değerlendirilebilecek bir yazısı var: “Malcolm X'in Paylaşılamayan Mirası” başlıklı yazı bu. Yazı 1993 yılında Sosyalist İşçi'de yayımlanmış ilk olarak.

 

Malcolm X'i “devrimci, Müslüman  ve Siyah Amerikalı” olarak tanımlayan Margulies bu yazısını Fatih Mutlu'nun yazısında değindiği Amerikalı siyah yönetmen Spike Lee'nin Malcolm X'in hayatını ve mücadelesini konu edinen filminin oluşturduğu tartışmalardan hareketle yazmış. Temelde Malcolm X'i dört grubun sahiplendiğini ifade ediyor Margulies: Amerikalı orta sınıf Siyahlar, Amerikanın radikal Siyah Milliyetçileri, şeriatçılar ve sosyalistler. Daha sonra bu grupların Malcolm X'i niçin sahiplendiklerini, sahiplenirken ortaya koydukları çelişkili hallere kendi dünya görüşü çerçevesinde değiniyor. Bu arada önemli ve  ilginç yorumlar da  ortaya yapıyor. Malcolm X'i sahiplenme biçimleri içinde orta sınıf Amerikalı siyahlar dışındaki üç öbeğin  çelişkili de olsa anlamlı bir sahipleniş ortaya koyduklarını düşünüyor.

 

Margulies'in Türkiye'de daha somut olarak tartışma imkanı bulabileceğimiz "Şeriatçılar'ın ve Sosyalistlerin Malcolm X'i sahiplenme biçimleri üzerine söyledikleri üzerinde durmak istiyorum.

 

Margulies Malcolm X'in hayat çizgisinin koyu bir siyah ulusçuluktan Sosyalizme doğru ilerlediğini iddia ediyor özünde. İslam'ın Amerikan toplumunun ezici baskısına ve ırkçılığına karşı  bir başkaldırı unsuru olarak hep görüşlerinin bir unsurunu oluşturduğunu ifade etse de onu Sosyalist olarak görme eğiliminde.

 

Malcolm X'i İslamcı camianın sahiplenmesini eleştiri konusu yaparken şunları söylüyor: “Türkiye'deki şeriatçılar Malcolm X''i İslam şehitleri arasında anarken kimi andıklarının farkında bile değiller. Malcolm X İslam uğrunda ölmedi. Dünyanın en azgın kapitalizminin en çıplak ırkçı uygulamalarına karşı, ezilen kitlelerin özgürlük ve eşitlik taleplerini dile getirirken öldü. Sosyalizme doğru el yordamıyla adımlar atarken ve biraz da bu adımları attığı için öldürüldü”.

 

Kendisiyle yapılan bir konuşmada bu çerçevede yani İslamcıların sosyal meselelerle, haksızlıklarla ilgilenmediğini düşünmenin haksızlık olduğu yönündeki bir soruyu ise şöyle yanıtlamıştı: "İslamcıların sosyal meselelerle, haksızlıklarla ilgilenmediğini düşünmüyorum elbet, olur mu öyle şey? Gerçekten dindar olan bir kişi, ister Müslüman ister Hıristiyan olsun, mutlaka haksızlıklarla ilgilenecektir. Yoksa dindarlığın ne anlamı kalır ki? Nitekim, Filistin'de Hamas, Lübnan'da Hizbullah gibi örgütler halkın toplumsal taleplerini dile getirdikleri ve haksızlığa karşı direndikleri için başarı kazanıyorlar” dedikten sonra  “Malcolm X'in sadece Müslümanlığını öne çıkaranların yanıldığını anlatmaya çalışmıştım" biçiminde sürdürüyordu konuşmasını.

 

Oysa Margulies şehadet'in sadece  "öl(dürülm)e" durumu olmadığını anlayabilseydi bu kadar aceleci olmazdı yaptığı değerlendirmelerinde diye düşünüyorum. Bilindiği üzere "Şehit" kelimesi ş-h-d köküne dayanır. Kök fikir "tanıklık etme" anlamındaki şahadet'tir. Bir kişinin tanıklık için yemin etmesineşahadet denir. İslam dinine inancı teyit için de yemin edilir ve bu amaçla "Eşhedü enla ilahe illallah..." ("Tanıklık ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur...") diye başlayan kelime-i şehadet getirilir. Buradan böyle bir tanıklığın ya da ikrarın sonuçlarına katlanma, yani bunun uğruna ölme anlamındaki şehadet kavramı doğar. Dolayısıyla Malcolm X'in şehadeti yani tanıklığı sadece öldürülmüş olmasından değil onun öncesinde hakikati araması ve evrensel İslam ailesinin bir ferdi olmayı öncelemesi ile yakından ilişkilidir. Bu mensubiyet Amerikan kapitalizmini ve emperyalizmi yanında her türlü milliyetçiliği de olumsuzlamayı gerektirir. Bunun içindir ki Müslümanlar onu sahiplenirken kimi sahiplendiklerinin bilincindedirler.

 

Müslümanların da başka bir dünya özlemleri vardır çünkü!

 

Asım Öz

Kaynak: www.dunyabizim.com

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır